Benimle Evlenir misin?


Masanın başına oturmuştu. Mutfağın aralık kapısından salona süzülen, odayı doldurup evin dışına taşan çığlık “Bıktım artık, yeter.” Kapı çaldı. Gözleri mutfakla kapı arasında kararsız gidip geldi, önündeki kitaba döndü. Dizi seyirmeye başlamıştı. Kitabın sayfalarını yırtarcasına birkaç tur çevirdi. Marul yapraklarının üzerine kabukları soyulmadan doğranmış şekilsiz domates dilimleriyle salata masanın ortasındaydı. Tenceredeki çorbanın dumanı tütmüyordu. Kenarda üst üste duran tabaklar, en üstte çatal ve kaşıklar. Acıktım ben! Kapı yine çaldı. “Bak Banu sonunda elimde kalacaksın, başlattırma kadınlığından. Kadın dediğin kendinden önce eviyle, çocuğuyla, kocasıyla ilgilenir.” Bu ses diğerinin yanında gök gürültüsü gibiydi. İrkildi, elleriyle kulaklarını kapadı, ileri geri sallanmaya başladı. Nefesi sıklaşmıştı.  Kapıdaki hala gitmemişti. “Ufuk aç tatlım kapıyı, benim”. Ayağa kalkarken en üstteki tabağı içindeki çatal kaşıklardan kurtarıp televizyona fırlattı. Ekrandaki takım elbiseli adamlarla ceketli kadınlar kayboldu. Mutfağa doğru baktı, sesler kesilmemiş, daha da yükselmişti. Omuzlarını düştü kapıya yöneldi. Fortmantonun önünde duran tabureyi kapıya sürükledi üstüne çıktı. Delikten bakınca dudağının kenarı gevşedi. Üstteki kilide uzandı, parmakları kadar ince anahtarı çevirdi. Üç kere. Sonra kapı kolunun altındaki anahtarı, üç kere. Kapıyı açarken elleri titriyordu. Kadın çömelmişti “Canım benim, ikimizin de çok sevdiği bir şey sipariş ettim, bil bakalım ne?” diye fısıldadı. Ufuk,  göz bebekleri büyümüş, bir camın ardından bakar gibi sessiz kaldı. “Aaa çok mızıkcısın, tamam peki söylüyorum, sufle! Hadi gel”. Çocuk başını arkaya çevirecek gibi oldu, vazgeçti. Kadının boynuna atladı. Kadın çocuğu belinden kavrayıp kucağına aldı, alt kata indiler. Ufuk hâla kucağında, cebindeki anahtarları bulup kapıyı açtı. Doğruca salona gitti. Pencere kenarındaki geniş gri kanepeye çocuğu yavaşça bıraktı. Saçlarını düzeltti, gülümseyerek yüzünü okşadı, “Ben hemen geliyorum, annene mesaj atıp üstümü değiştireyim, seni aldığımı duymamıştır, alıştılar zaten bizim arkadaşlığımıza” dedi. Ufuk’un gözlerini kaçırdığını görünce, “Hem sen olmayınca benim canım çok sıkılıyor,” diye tedirgin ekledi, yatak odasına gitti. Ufuk koltukta kıvrılmıştı. Şimdi iki bacağı da seyiriyordu. Susamıştı. Sessiz ve karanlık mutfakta ocağın üstündeki aspiratörden sarı bir ışık geliyordu.Masaya yöneldi. Kalbi yerinden çıkacak gibi. Titreyen elleriyle sürahiyi kavradı. Su çalkalanmaya başladı, yerlere döküldü sonra büyük bir gürültü. “Ufuk! N’oldu, iyi misin tatlım, bir yerin kesilmedi ya?” Ellerini yüzünü bedenini yokladı çocuğun. Bütün bedeni sallanıyordu, uçtu uçacak. “ İ-la-cı-mı iç-me-dim ben As-lı, kal-bim çok a-tı-yor yi-ne ” dedi Ufuk kesik kesik. Aslı’nın üstüne yığıldı, Aslı yakaladı tüy kadar hafif bedeni. Çocuğu tekrar kanepeye yatırır yatırmaz telefona sarıldı. “ Buyrun Durak Taksi” dedi telefondaki ses.  “ Ben Aslı Nedim, Koza Sitesi C1 bloğa çok acil taksi lütfen, hasta bir çocuk var lütfen, çok acil gelsin!” dedi ve telefonu kapattı.
Çocuğu kendi kabanına sardı, kundak gibi. Apartman görevlisi taksinin geldiğini haber verdi. Asansörü bekleyemedi, Ufuk’u kucakladığı gibi merdivenlere yöneldi. Arka koltuğa önce çocuğu yatırdı sonra kendisi bindi, başını dizlerine koydu. “ Bakırköy Ruh Sinir’e lütfen, acil kapısına.”

Ufuk bembeyaz bir odadaydı uyandığında, sabah olmuştu. Onun gibi iki çocuk daha vardı, uyuyorlardı. Çatılarda bembeyazdı güneş açmıştı. “Annem babam nerde,”  diye mırıldandı kendi kendine, elinin üstündeki bandaja bakıyordu.
“Ah uyanmış benim tatlım, nasıl hissediyorsun şimdi, daha iyisin değil mi?” Beyaz önlüğü, kısa küt saçları, gülünce kaybolan gözleriyle Aslı. Yatağın kenarına oturdu, çocuğun bandajlı elini avuçlarının arasına aldı.
“Bugün okula gidemedim yine Aslı,” dedi Ufuk üzgün, başını pencereye çevirdi. “ Hiç üzülme, bugün okullar tatil edildi, kar yüzünden. Annenle baban aşağıda kahve içiyorlar, sonra çıkış işlemlerini halledip seni almaya gelecekler. Ufuk, bir şey soracağım, dün akşam ilacını neden içmedin, biliyorsun hele de dün akşamki gibi zamanlarda ilacını alman çok önemli” dedi Aslı.
“Biliyorum Aslı ama tok karnına içiriyor annem bana ilacımı, doktor öyle söylemişti ama ben yemek yememiştim dün gece” Aslı başını çevirdi, gözlerini sildi. “Aslı?” dedi çocuk, kadının elini sıkarak, “Efendim bir tanem,” dedi burnunu çekiyordu. “Benimle evlenir misin? Benimle evlenirsen seni çok severim, sen de yemeklerden sonra ilacımı içirirsin, olur mu?”
“Olur, evlenirim tabii bebeğim”.

Yorumlar

Popüler Yayınlar